mustafa iren Life is Coding...

Kaçıncı tur oldu unuttum (: git-gel git-gel. Şu an Atatürk Havalimanındayım, yeniden Konya yolcusuyum. Bu seferki sebebim vizeler. Bakalım sınavlara girip tekrar İstanbul'a döneceğim. Umarım bu sefer yüksek notlar alır ve finallerde de topyekün kurtulurum.

Bir de bitirme konusu belirlemem gerekiyor gerçekten çok sıkıcı. Bir kaç konu buldum hatta bir tane iyi bir konum da var fakat hocalar ne diyecekler bilmiyorum.

İstanbul güzel gidiyor, hedeflerime yavaş yavaş ulaşıyorum, şu an için en önemli, öncelikli hedefim okulu bir an evvel bitirebilmek. 

Konya'da neler bekliyor bilmiyorum gidince göreceğiz. Ben kapıya doğru gidiyorum, Konya'da görüşmek üzere.


2 Aralık 2011 Cuma    20:56



Merhabalar,

Yazdım yazacağım derken yine yılın sonunu bulduk. Her sene siteye yazmaktan biraz daha uzaklaşıyorum galiba. Her ne kadar yazmayı çok istesem de zamanımı yazmak yerine başka işlere yönlendiriyorum. Sanırım öncelik sırası yapma konusunda pek iyi sayılmam. Bu yüzden teknik bilgi ve makalelerden uzak kalıyorsunuz. Haliye bu da sitenin teknik olması yerine daha fazla kişisel olmasına yol açıyor. Bakalım bu kervan böyle nereye kadar gidecek.

Sizi daha fazla yormadan bir göz atalım bakalım 2011 bana neleri sunmuş, neleri benden almış ? 

Ocak ayında İmece ile yollarımızı ayırdık. Hemen akabinde Microsoft'un Ankara'daki Webcamp eğitimine katıldım. Konya Friendfeed toplantısı düzenledik; Sırrı'nın evinde arabaşı çorbası içtik.

Şubat'ta ise bir ilki yaşadım ve doğum günümü unuttum. Bundan sonrası için de sanırım doğum günlerim benim için pek anlamlı veya önemli bir gün olmayacak. Daha çok ölüm günümü merak ediyorum aslında (:

Mart ayında ise okuluma yoğunlaşıp internetten uzak durma kararı almıştım. Lakin bu kararım pek uzun sürmedi. Üstelik hiç ilgim olmayan bir konuya (E-Ticaret) meylettim. O gün bugündür e-ticaret sistemleri üzerine çalışıyorum. Özellikle Nisan ayında merakım ve yoğunluğum bu konu üzerine biraz daha arttı. 

Kitap yazma mevzusuna gelirsek; bir kaç kez kitap yazmaya başlama eğilimim oldu fakat şu an gündemimde yok. Muhtemelen de uzun bir süre gündemime gelemeyecek.

Mayıs ayına geldiğimizde ise M. Serdar Kuzuloğlu ile Konya'da tanışma ve sohbete fırsatım oldu. Yine mayıs ayı içerisinde dinlemekten en çok hoşlandığım Ney'i dinleme fırsatına sahip oldum. Çok ender rastlanan bir faaliyete şahit olmaktan mutlu oldum.

Haziran ayına geldiğimizde ise hayatmın seyrini değiştirme kararı aldım ve hayatım bu yönde değişti. Hem de ciddi bir karar ve ciddi değişiklikler meydana geldi.  Sebebi Konya'dan İstanbul'a taşınmam. İstanbul'a yerleşme sürecimiz biraz sancılı olsa da yılın bu son zamanlarında 6 ayı bitirmiş olduğum halde daha dün gibi geliyor. Zamanım o kadar hızlı geçiyor ki bırakın kontrolü ele almayı, zamana bile ayak uyduracak dermanım kalmayabiliyor. Sırrı ile normal arkadaşlığımız, ev ve iş arkadaşlığı pozisyonuna yükseldi. Çok şükür şimdilerde çok rahat kendi ayaklarımız üzerinde durabiliyoruz. Benim İstanbul'a gelme sürecim konusunda ise beni tanıyanlar bilir. Hayatımın her zamanında mutlaka İstanbul'a zaman ayırırım. Yalnız bu seferki biraz ciddi bir karar oldu. Kız kulesine yürümek, Taksim meydanı, Bağdat caddesi, 5 dakikada Beşiktaş'a geçmek, Eminönünde balık ekmek yemek... Artık bunlar hayatımın standardı haline geldi ve bunlardan şimdilik memnunum. Bakalım ne zaman sıkılacağım ya da İstanbul'a doyup başka şehirlere yelken açacağım. Bu arada fark ettim ki geldiğim günden bu güne kadar epey maceralı ve eğlenceli gezilerim oldu. Müzelerden, konserlere, canlı yayınlara, sevdiğim oyuncuların tiyatrolarına gidebilmek benim için önemli ve değerli şeyler. Yani istediğime istediğim anda erişemiyorsam İstanbul'da olmamın da pek bir mahiyeti yok. Şimdilik bu sürece kadar gayet güzel gitti. Tatilerin de sık denk gelmesi sebebi ile Konya'ya da sürekli gitme fırsatım oldu. Gidip gelmek şehir değiştirmek hoşuma gidiyor. Her seferinde ruhuma reset atmış gibi hissediyorum.

Temmuz ve Ağustos aylarının ramazan ve koşturmaca eşliğinde nasıl geçtiğini hiç anlamadım desem yalan olmaz.

Eylül, Ekim ve Kasım aylarında da değişik süreçler yaşadım ki son konulardan bunları da öğrenebilirsiniz.

Bu yıl Gülben Hanım ve GEFC ile iftar soframız çok güzeldi. Ardından "Çocuklar Gülsün Diye" Kampanyası bir Derneğe dönüştü, güzel oldu. Çalışmaları titizlikle ve çok özenli bir şekilde gerçekleştiriyorlar. İftar yemeğinden sonra 29 Ekim'de Beyaz Show'a da katılma fırsatım oldu. Ve kamera arkasını, bir işin mutfağında olmayı ne kadar sevdiğimi orada bir kez daha tecrübe ettim. 

Aralık ayında ise pek bir faaliyetim olmadı zaten iş ve okul hayatım yeterince yoğun gidiyor. Genellikle haftanın 7 günü çalıştım, pek tatil yapmadım ya da gezmedim. Sadece Konya'ya vizelerim için gittim; ve kendime yeni bir bilgisayar aldım (ASUS N53S 007). Şimdilik ona alışmaya çalışıyorum. Netbook'dan sonra büyük bir bilgisayara geçince insan alışamıyor hemen (: yine Microsoft İstanbul Webcamp'e katılma fırsatım oldu. Bir yılda 2 webcamp iyi denk geldi. Daron Hoca (Daron Yöndem) ile de görüşmek ondan fikirler almak hoşuma gidiyor. Dikkatimden kaçan bir çok konuyu görebilmemi sağlıyor.

Son olarak bu akşam tiyatroya gittim. Gitme sebebim Çiğdem Hanım'dı (Ayşe Çiğdem Batur). Aylar önce Konya'da iken Kurtlar Vadisi'nin savcısı Leyla Türkmen olarak izlediğimiz değerli insan. Oyunculuğunu gerçekten beğenmiştim fakat bana birisi tanışıp sohbet edebileceğimizi söylese inanmazdım. Bugünkü oyunu izledikten sonra Çiğdem Hanım'ın oyunculuğuna bir kez daha hayran kaldım ve tanışmaktan çok memnun oldum. Çok nazik ve çok çok iyi birisi (:

Yarın Eskişehir'e gidiyorum. Hem uzun zaman önce verdiğim sözü yerine getirmiş olacağım hem de yılbaşı bahanesiyle arkadaşlarımı, dostlarımı görmüş olacağım.

Her sene olduğu gibi bu sene de oldukça garip bir yıldı. 2012'ye doğru yol alırken hayatımda ne gibi değişiklikler olacak yine merak içerisindeyim. Hayat bana neler sunacak ve ben hangi tercihleri doğru, hangilerini yanlış yapacağım. Kimlerle yollarımız kesişecek, kimlerle ayrılacak. İşin garibi de aslında belki birazdan "2012'in Son Günü" yazısı yazıyor olacağım, koskoca 2012 yılı da geçmiş olacak. Daha dün 1996'lardaydık (: bu zaman garip vesselam.

Geleneğe uyup saatlerce özet bir yıl yazmaya çalıştım. Eksikleri çok fazla tabi ki. Sevinçleri eksik, hüzünleri eksik, kayıpları eksik, planları eksik...

2012 ile birlikte Allah'tan herkese sağlık, neşe, mutluluk, huzur ve hayırlı ömürler diliyorum. Kendime ise önce herkese dilediklerimden sonra ise yıllardır bitiremediğim şu okul mevzusundan kurtulmayı diliyorum.

Allah'a emanetsiniz.

 

 


31 Aralık 2011 Cumartesi    3:20



Yeni, umut dolu, iyi temenni ve beklentilerin olduğu bir yıldan, 2012'den Merhaba,

Malumunuz geçen gün Eskişehir'e gittim. Eskişehir'in altını üstüne getirdim. Hemen hemen gezmediğim hiçbir yeri kalmadı. Güzel ve temiz bir şehir. En çok Odunpazarı evlerini sevdim. Özellikle yazın gezmenizi tavsiye ederim, çünkü kışın çoook soğuk. 

Daha önceden görmeyi istediğim şehirlerden birisini daha listemden sildim. Bundan sonra hangisi kısmet olacak merakla denklemin denkleşmesini bekliyorum.

iyi seneler (:


2 Ocak 2012 Pazartesi    1:24



Selam, ben geldim;

Size bahsetmedim galiba, biz ofisimizi taşıdık. (: Eskiden evden çıkıp sağa sola bakıp karşıya geçiyorduk 4 kat yukarı çıktığımızda ofisteydik. Şimdilerde öyle olmuyor. Ofisimizi Bağdat Caddesine taşıdık. Evden işe gitmek için çeşitli alternatiflerimiz var. Fakat ben 2 otobüslü olanı tercih ediyorum. Hem sürekli bir hareket halinde oluyorum hem de rahat bir şekilde seyahat edebiliyorum. İnsanlar ilk duyduğunda 2 gidiş 2 geliş püffff Mustafa nasıl gidiyorsun tek vasıta yok mu ? gibi sualler sormaya başlıyorlar. Evet bazen ben de zorlanıyorum fakat bu hali en güzeli. Esas problemim Fenerbahçe maçları oluyor. Maç varsa o gün yandım demektir. Trafik felç. Kadıköy'e bir ulaşsam diye cebelleşiyorum. Neyse en azından eskisine göre daha fazla yürüyorum, geziyorum. Ben Konya'dan dolayı yürümeye alışık birisi olarak otur otur kilo alma aşamasına geldim hatta bir kaç kilo da almış olabilirim diye şüpheleniyorum. 

Bu arada tahmin ettiğimden de hızlı geçen bir hayatım olmaya başladı ve İstanbul'da 6 ayı bitirdim. 6 ay deyince çok uzun bir süre, yarım yıl ama ben garip bir şekilde 2-3 aylık bir süre geçmiş gibi hissediyorum. Tarih ve zaman algımı kaybediyor olabilir miyim ?

Şu anda odak noktamı okul ve iş düzeyinde tutmaya çalışıyorum. Ne kadar becerebiliyorum derseniz biraz zor oluyor :)) İş ile sürekli uğraştığım için bir şekilde götürüyorum fakaaaat okul her zaman olduğu gibi zorlamaya devam ediyor. Final sınavlarında bakalım neyleyceğiz.

Dizi ve filmlere gelince uzun süredir Behzat Ç. izleyemiyorum, diğer dizilerimi de epey aksattım. Sinemaya da eskisi gibi sık gidemiyorum en son Emre Abi Ghost Protocol'e götürdü. Sağ olsun o da götürmese gideceğim yoktu. (: 

Mesnevi'yi her fırsatta okumaya devam  ediyorum.

Evet sanırım ben de işkolik hayata merhaba diyenlerden oldum ve öğrendim ki aynı okul gibi iş de hiç bitmiyor :)

Hazır iş konusuna gelmişken, E-Ticaret yazılımı ve geliştirme hakkında hatırı sayılır bir bilgiye sahip oldum. Tabi ki bu daha önceki cahiliyetime göre bir değerlendirme. Bundan sonrası için karşıma ne gibi problemler çıkacak daha neler neler öğreneceğim bakalım. Php konusunda pratik ve deneyimim de eskisine göre epeyce arttı. Hâlâ javascript sevmiyorum :)

Velhasıl en azından İstanbul'a boşuna gelmemiş oldum. Hem buradaki arkadaşlarımla daha sık görüşebilyorum (kimisiyle de eskisinden daha zor görüşebiliyorum) hem iş sayesinde kendimi biraz geliştirebildim yeni bir çevre edindim, yeni bir hayat kurdum. Yalnız yeri gelmişken 2012 bana neler getirecek çok merak ediyorum, pek bi sürprizle başladım garip garip olaylar yaşadım.

Aklında sorusu olan varsa bu çocuk E-Ticaret hakkında ne zaman makale, bilgi, döküman vb yazacak diye ? Bilmiyorum :) Teknik konuları ise Hiç Bilmiyorum.

iyi akşamlar.


10 Ocak 2012 Salı    21:31



Merhabalar,

Ben 1 yılda 2 kez çetin bir kış mevsimini yaşayan adam.

Finaller dolayısı ile 19 Ocak'ta yeniden Konya'ya gittim. Ertesi gün Konya'ya kış geldi. Sınavlar ve iş telaşının yanında o soğuk fena içime işledi. 26 Ocak'ta tekrar İstanbul'a döndüm ve ertesi günü İstanbul'a kış geldi. Dediklerine göre İstanbul  İstanbul olalı 87'den bu güne kadar böyle kış görmemiş (:

Sami abi ve Sırrı 2 gündür Konya'dan İstanbul'a gelemiyorlar, bu gün 3. denemeleri olacak. Ben giderken uçakla gidip otobüsle geldim; çok rahat ettim. Uçakla seyahati tercih edenler biraz çile çektiler.

Velhasıl kış mevsimi güzel ben seviyorum. Böyle ortalık biraz daha temiz görünüyor gözüme.

Ve Konya'da 2. finalime girmeden önce İstanbul'dan bir haber aldım. Çok üzüldüm. Çok sevdiğim değerli abilerimden Sadi Timurtaş vefat etmiş. Allah rahmet eylesin. Ruhuna Fatiha okumayı ihmal etmeyelim. 

Şimdi İstanbul'dayım, kar yağıyor ve kısmet olursa akşam taaa Belçika'dan gelen Serkan Yıldız  ile görüşeceğim. Haftaya haftasonuna da inşallah yine Konya'da olacağım, bütünleme sınavım var.

İyi akşamlar.


1 Şubat 2012 Çarşamba    17:31



Eski    80 / 81    Yeni
v5.2 DNA'nın Yükselişi