Merhabalar, işlerinizde kolay gelsin, fırsatı bulmuşken yazayım sonra unutuyorum.
Yaklaşık 1,5 Gb'lık bir SQL dosyası ile baş başa olduğunuzda onu yüklemeniz için konsolu kullanmanız gerekiyor. Bu işlemi de;
mysql -u root -p xcart < c:\db_backup.sql
komutunu kullanarak yapabiliyorsunuz.
-u : kullanıcı adı
-p : şifre
xcart : veritabanı ismi
diğeri de sql dosyası
Her şey açık görünüyor ama soracaklarınız olursa yorumları kullanabilirsiniz. Kolay gelsin.
Merhabalar, bayram vesilesi ile Konya'ya geldim. Hava çok soğuuuuuk.
İstanbul'da 3. Turum gayet güzel geçti. Genel olarak yoğun bir çalışma dönemi geçirdim. Bu dönemin yükünü hafifleten olaylar ise Sülaymaniye Camii'ne gidip gezmem oldu. Kanuni Sultan Süleyman, Hürrem Sultan, Mimar Sinan gibi dönemin önemli insanlarının eserlerini, yaşadıkları yerleri ve mezarlarını ziyaret ettim. Eminönü'nü gezerek biraz altını üstüne getirdim diyebilirim. Ayrıca gezerken "Muhteşem Yüzyıl" dizi ekibinin de çekimlerine rastlamam tam bir ziyafet oldu.
İstanbul'a gittiğim günden beri Mimar Sinan'ın eserlerinin çoğunu gezdim sanırım. Her bir eseri gerçekten çok güzel, insanı etkiliyor. Mezarı ise oldukça sade, gösterişten uzak bir yere yapılmış. Kısmet olursa en kısa sürede Edirne'ye de gitmek, Selimiye Cami'yi de gezmek istiyorum. Eğer Süleymaniye Cami'ye yolunuz düşerse ya da özellikle giderseniz orada kurufasulye pilav da yemeyi ihmal etmeyin. Güzel yapıyorlar.
Yaşamımın çoğunun geçtiği yer Üsküdar ise her zaman canlı aktif ve bir faaliyet mevcut. Sabahları balıkçılar erkenden sahile gidiyorlar ve herkes oltasını sallıyor "rastgele!".... İşe gidecek olan insanların koşuşturmasını ve vapurların çalışmasını sessiz bir semtin uyanışını görmek çok güzel. Hele de güneşin doğuşunu öyle bir yerden izledim ki, görmelisiniz; Galata kulesi ve Galata Köprüsü karşımda, Kız Kulesi ve Boğaz Köprüsü sağımda, Martılar üstümde, Deniz ise ayaklarımın altında. gerçekten böyle bir manzara yok (:
Son olarak geçen hafta Kanal D binasına Beyaz Show'a gittim. Güzel bir program oldu. Malumunuz Van'da deprem oldu ve o insanlar için herkes seferber oldu. Bu programda da amacımız Van'a yardım toplamak ve Cumhuriyet Bayramımızı kutlamaktı. Canlı yayın gerçekten çok eğlenceli oluyor, değişik deneyimlere sahip oldum. Sanırım her zaman işin mutfağı bana daha hoş geliyor.
Konya'ya gelişimde ise Ulusoy'u tercih ettim. THY'de bilet fiyatları epey uçmuş vaziyetteydi. Geçen sefer İstanbul'a Ulusoy ile giderken pek rahat edememiştim fakat Konya yolculuğum gayet güzeldi. İnternetim de vardı, muavinin de hizmeti gayet hoştu. Bunları belirtiyorum çünkü bazen insanlıktan çıkmış ya da çıkmak üzere olan görevlilerle seyahat etmek gerçekten işkence oluyor.
Konya'ya adım atar atmaz soluğu Üniversitede aldım. Okulum henüz bitmediği için eksik ders notlarımı tamamladım ve hocalarımı ziyaret ettim. Perşembe ve Cuma günüm okul, öğrenim kredisi, banka, sgk koşuşturmasında geçti. Şu an birazcık nefes almışken yazmak istedim.
Kurban Bayramınız Mübarek Olsun.
Devlet memurlarının çalışma prensibini devlet dairesine ilk işim düştüğü günden beri sevmem. Sevmememin sebeplerinden birisi aşağıda;
Maliye bakanlığı sitesi hackleniyor fakat devlet bu durumdan bihaber. Öncelikle bu fırsatı o şerefsizlere verdikleri için orada bu işle ilgilenen en küçüğünden en büyüğüne kadar herkes suçlu. İşlerini doğru düzgün yapsalar bu duruma düşmezler. Şu an bir çok kişinin bu saldırı durumunu benim kadar önemsemediğini de biliyorum. Yalnız devlet sitesi vatan toprağıdır, bunu henüz anlayamamış o kadar çok insan var ki. Bir devlet kurumunun sitesi hacklenmesi demek o kurumun güvenliğinin sorgulanmasını doğurur. Evet devletin web sitelerinde şu an (gelişemedikleri için) sadece bilgi sunmaya çalışıyorlar. Onu da doğru düzgün yapamıyorlar ya neyse. Fakat bugün burada açık veren yarın önemli bilgilerin bulunduğu sistemlerinin de hacklenmemesi için güvenliğini, önlemini almaz. Sonra vay efendim insanların TC kimlikleri çalınmış, Adres telefon bilgileri ellerindeymiş gibi haberleri hep beraber izleriz. Birilerinin başı yanar; sonra önlem alıyoruz diye üstüne gider bağcıyı da döveriz tamam olur.
Siteyi hackleyen şerefsizlere ise söyleyecek çok söz var da, nafile. Hayvanlar bile yemek yediği kaba pislemezler. Bunlar doğrudan eceli gelen köpek gibi cami duvarına işiyorlar.
Güncelleme 02:40
Indexi yayınladıktan sonra facebook profilinde biraz atraksiyon oldu. Bu da insanların dikkatinden kaçmadı haliyle.

Güncelleme 02:55
Duyarlı bir vatandaşın Emniyet Müdürlüğüne yaptığı ihbara gelen cevap;
Güncelleme 03:39
Index'te fotoğrafı olan gençten açıklama geldi.

Eğer açıklamada yazılanlar doğru ise karşımıza çıkan olay, benim en sevdiğim türden, "Ya adamların işi gücü yok benimle mi uğraşsınlar" diyen güzel, iyi niyetli insanlara ithafen gelmiş oluyor. Uzun zaman önce bahsettiğim mevzuların bir gecede üst üste gelmesi de hem güzel hem kötü oldu. Bakalım ilerleyen süreç bize neler gösterecek. Genellikle olduğu gibi unutulup gidecek mi, yoksa terör örgütü adına eylem yapan, destek verenler bulunup cezalandırılabilecekler mi ?
Açıklamanın yer aldığı ekran görüntüsü için de Hamza Şamlıoğlu @TEAkolik ayrıca teşekkür ederim.
Güncelleme 04:03
ve sonunda açıklama geldi...


* İndexlerin büyük hallerini görmek için resimlerin üzerine tıklayabilirsiniz.
Geçtiğimiz hafta sonunda Dolmabahçe Saray'ındaydım. Sergi 17 Aralık'a kadar sergi devam edecekmiş. Zamanı dolmadan gezmenizi tavsiye ederim.

Çünkü göreceğiniz para örnekleri gerçekten bir çoğu kişinin hiç görmediği ya da ender görebileceği bir koleksiyon. Osmanlı ve Cumhuriyet dönemi para kolleksiyonuna sahip olan Mehmet Gucuroğlu, kolleksiyonunun sadece bir bölümünü oluşturan 200 civarındaki Osmanlı para kolleksiyonu ve madalyonlarını burada sergiliyor. Para, kuruş ve liraların bir arada sergiledikleri vitrinde "İki dirhem bir çekirdek" sözünün kaynağı olan altın para da sergide yer alıyor. Bunların yanı sıra belediyelerin de halka, ekmek vb. ihtiyaçları için bastıkları para ve belgeleri görmek güzeldi.
Koleksiyonda esas olarak dikkatimi çeken 3 tane banknot vardı.
Birincisi, 50 000 kilo altın değerindeki banknot,
İkincisi, bir paranın 5 ayrı dilde basılmış olması,
Üçüncüsü ise dünyada sadece 2 nüsha örneği olan ve Enver Paşa'nın kendi eli ile yaptığı banknot para.
Bunların dışında o dönemde de kalpazanlık haliyle mevcut ve İngiliz Kalpazanların paramızın sahtesini yaparak kullanmaları da gözden kaçmaması gereken önemli detaylardan.
Bu kadar bilgiye sahip olmamın sebebine gelince; sergiyi gezerken Güçlü Kayral hocaya rastladım. Bütün paraların hikayesini bizzat kendisinden uzun uzun dinledim. Yaptığı çalışmalar gerçekten çok güzel. Kendisine sergi ve anlattıkları için teşekkür ederim.